Son günlerde iş dünyasında yeni bir moda başladı.
Nereye gitsem aynı cümleyi duyuyorum:
“Biz de yapay zekâ kullanıyoruz.”
Seviniyorum.
“Harika… Nerede kullanıyorsunuz?” diye soruyorum.
Cevaplar neredeyse aynı.
“Teklifleri hazırlıyor.”
“Sözleşmeleri düzenliyor.”
“E-postaları yazıyor.”
“Toplantı notlarını özetliyor.”
Hepsi güzel…
Ama bunlar, şirketinizin yapay zekâ ile çalıştığını göstermez.
Bunlar, iyi bir kalemi hızlı yazdırmaktır.
Asıl soru şudur:
Yapay zekâ şirketinizi tanıyor mu?
Müşterilerinizi tanıyor mu?
Geçen yıl neden üç müşterinizi kaybettiğinizi söyleyebiliyor mu?
Hangi ürünün size para kazandırdığını, hangisinin raf işgal ettiğini gösterebiliyor mu?
Satış temsilcilerinizden hangisinin gerçekten satış yaptığını, hangisinin sadece çok konuştuğunu ayırt edebiliyor mu?
Makineniz arızalanmadan önce sizi uyarabiliyor mu?
Kasadaki para üç ay sonra nereye gidecek, bunu hesaplayabiliyor mu?
İşte gerçek yapay zekâ burada başlar.
Bugün birçok şirket, ChatGPT’yi çok başarılı bir ofis elemanı gibi kullanıyor.
Bunda yanlış hiçbir şey yok.
Yanlış olan, bunu yapay zekâ dönüşümü sanmak.
Bu, muhasebe programı kullanıp “artık dijital fabrikayız” demeye benzer.
Yapay zekâ, yazıyı güzelleştiren bir yardımcı değildir.
Doğru kurulduğunda; öğrenen, ilişki kuran, tahmin eden ve yönetime karar desteği veren yeni bir çalışma arkadaşıdır.
Unutmayın…
Teklif hazırlayan yapay zekâ size zaman kazandırır.
Şirketinizi tanıyan yapay zekâ ise size gelecek kazandırır.
Aradaki fark işte tam buradadır.
Mabed Notu
Önümüzdeki yıllarda şirketler iki gruba ayrılacak.
Birinci grup, “Biz de ChatGPT kullanıyoruz.” diyecek.
İkinci grup ise kendi verisini konuşturan, kendi hafızasından öğrenen ve kararlarını yapay zekâ ile güçlendiren şirketler olacak.
Hangisinin geleceğe daha güçlü yürüdüğünü ise hep birlikte göreceğiz.
İlker Erel
Mabed Danışmanlık
