Bazen fark, verilen cevapta değil; sorulan ilk sorudadır.
Yıllar boyunca farklı sektörlerde birçok yöneticiyle aynı masayı paylaştım.
Bir süre sonra ilginç bir benzerliği fark ettim.
Şirketlerin ürünleri farklıydı…
Sektörleri farklıydı…
Çalışan sayıları farklıydı…
Hatta imkânları bile birbirine benzemiyordu.
Buna rağmen bazı toplantılarda sanki aynı senaryo tekrar ediyordu.
Sorun masaya geliyor…
Herkes kendi penceresinden haklı gerekçelerini anlatıyor…
Konuşmalar uzuyor…
Ama çözüm bir türlü görünmüyordu.
Bir gün, oldukça tecrübeli bir yöneticinin söylediği tek bir cümle, o toplantının yönünü değiştirdi.
“Bu konuya bir de müşterimizin gözünden bakmayı denesek nasıl olur?”
O anda ne insanlar değişti…
Ne de konu.
Değişen sadece bakış açısıydı.
Toplantının geri kalanı bambaşka bir havada geçti.
O günden sonra şunu daha iyi anladım.
Yönetim, çoğu zaman en doğru cevabı vermek değildir.
Doğru soruyu, doğru zamanda sorabilmektir.
Belki de başarılı kurumları birbirinden ayıran en önemli özellik budur.
Aynı olay karşısında…
Bir adım geri çekilip…
Farklı bir pencereden bakabilme alışkanlığı.
Çünkü bazen çözüm, masaya yeni bir fikir getirmekten çok…
Masaya yeni bir bakış açısı getirebilmektir.
Bu nedenle bugün hâlâ kendime, yeni bir konu üzerinde çalışırken aynı soruyu sorarım.
“Acaba bu konuya bakabileceğimiz başka bir pencere daha var mı?”
Çoğu zaman cevap, tam da o pencerenin arkasında bekliyor oluyor.
İlker Erel
MABED Yönetim Danışmanlığı | Kurumsal Eğitim
“Belki bu hafta, üzerinde çalıştığınız bir konuya farklı bir pencereden bakmayı denemek için küçük bir fırsat bulabilirsiniz.”
