“Sadece daha hızlı meşguldür.”

Bir çalışanın haftada on saatini yapay zekâ geri verdi.

Güzel.

Peki o on saat şimdi kimin?

Finans için maliyet tasarrufu olabilir.
İnsan kaynakları için kapasite fazlası.
Çalışan için biraz daha boş zaman.
Yönetici için daha fazla iş verme fırsatı.

Bana kalırsa asıl tehlike de burada başlıyor.

Çünkü şirketler boşluğu sevmez.

Teknoloji bir işi hızlandırdığında açılan yere çoğu zaman yeni işler, yeni raporlar, yeni toplantılar doldurulur. Bir süre sonra aynı insan yine meşguldür.

Sadece daha hızlı meşguldür.

Oysa yapay zekânın açtığı zaman, şirketin belki de yıllardır satın alamadığı bir şeydir:

Düşünme kapasitesi.

Müşteriye neden kaybettiğimizi düşünmek.

Yıllardır yaptığımız bir işi neden hâlâ yaptığımızı sormak.

Bir yöneticinin ekranından başını kaldırıp sahaya bakması.

Satıcının CRM’i doldurmak yerine müşterisini anlaması.

Mühendisin rapor yetiştirmek yerine başka türlü yapılabilir mi diye uğraşması.

Üst yönetimin günlük işlerden birkaç saat kurtulup önündeki üç yılı konuşabilmesi.

Bunların hiçbiri klasik verimlilik hesabında kolay görünmez.

Çünkü maliyeti ölçmek kolaydır.

Muhakemenin getirisini ölçmek zordur.

Belki yapay zekâ çağında şirketlerin önündeki asıl yönetim meselesi teknoloji yatırımı olmayacak.

Teknolojinin insandan geri aldığı işleri değil,

insana geri verdiği zamanı yönetmek olacak.

O zamanı yeniden işlerle dolduran şirket yalnızca hızlanır.

O zamanı düşünmeye, müşteriye, yeniliğe ve karara ayırabilen şirket ise başka bir yere gider.

Aradaki farkı yapay zekâ yaratmaz.

Yönetim yaratır.

 

MaviSimya / İlker Erel

Scroll to Top