Günlük flaş haberler, sansasyonel söylentiler ve büyük toplantılar şirkette mutlaka kendine yer bulur; konuşulur, yorumlanır, çoğu zaman da unutulur.
Bazı konular ise gündeme hiç yazılmaz.
Onları bazen patronun günlük surat ifadesinden anlarsınız.
Kur Kaçarsa
Kur tahmini yapmıyoruz. Kur hareket ettiğinde şirketin nereden yara alacağını konuşuyoruz.
Para Daralırsa
Kredi pahalanır, tahsilat uzar, nakit küçülür. Mesele para bulmak değil; ne kadar dayanabileceğini bilmektir.
Devlet Dokunursa
Vergi, teşvik, mevzuat, yeni kararlar… Bir gecede değişen şartların şirkette neyi değiştireceğine bakıyoruz.
Pazar Küçülürse
Müşteri hâlâ orada olabilir. Ama aynı müşterinin davranışı, bütçesi ve sabrı artık aynı olmayabilir.
Maaş Yetmezse
Şirketin verebildiğiyle çalışanın beklediği arasındaki mesafe büyüdüğünde sorun yalnızca ücret değildir.
Ana Marka Giderse
Bir marka, tedarikçi, distribütör ya da büyük müşteri çekildiğinde geride gerçekten şirket mi kalır, bağımlılık mı?
Ortaklık Çatlarsa
Ortaklıklar çoğu zaman para yüzünden değil, para konuşulamadığı için bozulur.
Patron Bırakırsa
Şirket patronun etrafında mı dönüyor, yoksa patronsuz da çalışabilecek bir düzen mi var?
Adımız Çıkarsa
İtibar yıllarca oluşur, bazen bir öğleden sonra bozulur. Hazır olmak, kriz çıkınca basın açıklaması yazmak değildir.
Dünya Tersine Dönerse
Savaş, seçim, enerji, ticaret yolları, yaptırımlar, yeni bloklar… Uzak görünen gelişmeler bazen bilançoya çok yakındır.
Plan Çökerse
Planın yanlış olması mümkündür. Daha kötüsü, yanlış olduğunu fark ettiğimiz halde devam etmektir.
Ya Biz Yanılıyorsak?
Bazen sorun dışarıda değildir. Kararı verirken doğru kabul ettiğimiz şeylerden biri yanlış olabilir.
Bunların hiçbiri hazır reçete değildir.
Her şirketin sorusu başka, dayanma gücü başka, kör noktası başkadır.
Biz önce sorunun gerçekten ne olduğuna bakarız.
